İmar Planında Sağlık Alanında Kalan Taşınmazlarda Hukuki El Atma ve Görevli Yargı (Emsal Karar)
Uygulama imar planlarında sağlık tesisi, eğitim alanı, park veya kamu hizmet alanı olarak belirlenen ancak uzun yıllar boyunca idarece kamulaştırılmayan taşınmazlar mülkiyet hakkını süresiz olarak askıya almaktadır[cite: 1, 2]. Yargıtay yerleşik içtihatlarında hukuki el atma olarak adlandırılan bu tabloda mülk sahipleri mülkünden ne fiilen yararlanabilmekte ne de tasarruf hakkını kullanabilmektedir[cite: 1, 2].
Bu çalışmamızda, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 2025/4905 E., 2025/16051 K. ve 2024/999 E., 2024/7313 K. sayılı kararlarını ele alarak; görevli mahkemenin tayini, husumetin kime yöneltileceği ve arsa bedelinin ne şekilde tespit edileceğini hukuki boyutuyla inceliyoruz[cite: 1, 2].
1. Husumet Kime Yöneltilir: Belediye mi, İlgili Bakanlık mı?
Hukuki el atma davalarında davalı idarelerin en sık başvurduğu itiraz; “Planlamayı belediye yaptı, bizim haberimiz ve ihtiyacımız yoktur, dava belediyeye açılmalıdır” savunmasıdır[cite: 1, 2].
Ancak Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği gereğince belediyeler kamu donatı alanlarını mevzuat gereği planlamakla yükümlüdür[cite: 2]. Planlanan alan hangi kamu kurumuna tahsis edildiyse (örneğin sağlık tesisi için Sağlık Bakanlığı, okul için MEB), taşınmazı kamulaştırma mükellefiyeti o idareye aittir[cite: 2]. İlgili bakanlığın “ihtiyacım yok” yönündeki beyanları kamuya özgüleme gerçeğini değiştirmemekte olup husumet doğrudan ilgili idareye yöneltilmelidir[cite: 2].
2. Görevli Yargı Yeri: Adli Yargı (Asliye Hukuk Mahkemesi)
Hukuki el atma kaynaklı bedel taleplerinde görev uyuşmazlıkları 7421 sayılı Kanun ile çözüme kavuşturulmuştur[cite: 2]. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1. maddesine eklenen açık hüküm gereğince:
“Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ayrılmış taşınmazlarda süresi içinde kamulaştırma yapılmaması halinde malikler tarafından açılacak bedel davaları adli yargıda görülür.”[cite: 2]
Bu yasal düzenleme karşısında Uyuşmazlık Mahkemesi’nin eski uygulamaları geçerliliğini yitirmiş, adli yargı kolu bünyesindeki Asliye Hukuk Mahkemeleri kesin görevli kılınmıştır[cite: 2].
3. Emsal Değer Tespiti ve Hazine Adına Tescil Zorunluluğu
Arsa vasfındaki taşınmazların kamulaştırmasız el atma tazminatı, 2942 sayılı Kanun’un 11/1-g maddesi uyarınca dava tarihi esas alınarak emsal satışların kıyaslanması yöntemiyle belirlenir[cite: 1, 2]. Vergi değerleri, konumu ve imar özellikleri bilirkişi marifetiyle incelenerek gerçek piyasa rayici hesaplanır[cite: 1, 2].
Öte yandan bakanlıkların ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığından, bedeline hükmedilen taşınmazın davalı bakanlık adına değil, Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi kanuni bir zorunluluktur[cite: 2].
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi Emsal Kararları Tam Metni
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4905 E. , 2025/16051 K.[cite: 1]
5. Hukuk Dairesi 2025/4905 E. , 2025/16051 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1164 Esas, 2024/3037 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/196 Esas, 2023/68 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ..., .. Mahallesi 253 06... parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin hissesi bulunduğunu, imar planı sebebi ile taşınmazdan faydalanamadığını, davalı ... Bakanlığına izafeten .. Sağlık Müdürlüğüne uzlaşma müracaatında bulunulduğunu ancak reddedildiğini, herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadığını, dava konusu taşınmaza hukuki el atma sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile el atma tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkilinin hissesine karşılık gelen şimdilik 20.000,00 TL tazminatın ve el atma tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı idareden alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; husumetin belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, taşınmazla ilgili yapılan imar değişikliğinde idarenin görüşüne başvurulmadığını, belediye tarafından imar planlaması yapılmadan önce veya yapıldıktan sonra idareye hiçbir şekilde bilgi verilmediğini, davacının maliki olduğu ancak imar planlarında sağlık alanı olarak gösterilmesi sebebiyle tasarrufta bulunamadığını ileri sürdüğü taşınmazının imar planlarında sağlık alanı olarak gösterilmiş olmasının tek başına bakanlıklarına karşı kamulaştırmasız el atma gerekçesiyle tazminat davası açılması için yeterli olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun davacının payı oranında iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; ıslahla talep edilen miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, yapılan imar değişikliği ile ilgili olarak idarelerinin görüşüne başvurulmadığını, hiçbir şekilde bilgi verilmediğini, imar değişikliği ile tahsis olunan taşınmaza ihtiyaç olmadığını, yatırım planlaması da bulunmadığını, davacı bir zarara uğramışsa bundan dolayı Sağlık Bakanlığının sorumlu tutulamayacağını, idarenin işlemi ile doğan zarar bakımından uygun illiyet bağının kurulabilmesi gerektiğini, eldeki davada tazminata ilişkin unsurların eksik olduğunu, davacı tarafça zarara uğranıldığı iddia ediliyorsa, bu hususta illiyet bağının ancak ilgili belediye ile kurulabileceğini, husumetin de belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, davacılara ait taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili bir el atma olmadığını belirterek resen gözetilecek sebeplerle de kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında sağlık tesis alanı olarak planlanmış olduğu, bu planın 20.02.1998 tarihinde yapıldığı, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda taşınmazın boş bir şekilde bulunduğu, fiili el atmanın olmadığı, uygulama imar planındaki özgüleme amacı gözetildiğinde sorumluluğun davalı idareye ait olduğunu, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli İmar Planı içerisinde arsa vasfında olması nedeni ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal mukayesesi yöntemi ile taşınmazların değerinin tespiti yoluna gidilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dava tarihi olan 12.05.2022 tarihi itibarı ile belirlenen 3.204,89 TL/m² birim bedelinin uygun olduğu, bu birim fiyat üzerinden davacıların, tapu kaydı ve veraset ilamındaki miras payları oranında kamulaştırmasız el atma tazminatının hesaplanmasının doğru olduğu, her ne kadar yukarıda açıklandığı üzere hukuken el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline yönelik açılan eldeki davada maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir ise de bu hususun istinaf sebebi olarak ileri sürülmediği, anılan yanlışlığın resen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin sebeplerden de olmadığı gözetilerek davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/999 E. , 2024/7313 K.[cite: 2]
5. Hukuk Dairesi 2024/999 E. , 2024/7313 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2311 Esas, 2023/2695 Karar
DAVA TARİHİ: 22.03.2022
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/515 Esas, 2022/428 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kırıkkale ili, ..., ... köyü 2922 ada 1 parsel sayılı taşınmaz mevcut imar planında “Sağlık Tesisi” olduğu halde uzun yıllar boyunca davalı idarece imar planına uygun şekilde kamulaştırılmadığını, imar planının hayata geçirilmediğini, yararlanma hakkı ortadan kalktığından mülkiyet hakkının kısıtlandığını, taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaza el atılmadığı gibi, Sağlık Tesisi olarak planlanmasının idarenin görüşü alınmadan belediyece yapıldığı, dava konusu taşınmaza Sağlık Bakanlığının ihtiyacının olmadığı, dava konusu taşınmaza el atılmadığı ve davanın idari yargı yerinde açılması gerektiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya bakma görevinin idari yargı yerinde olduğunu, dava konusu taşınmaza idarece el atılmadığını, taşınmazın imar planında Sağlık Tesisi olarak ayrılması konusunda idarenin görüşü alınmadığı gibi bu niteliğinin kaldırılması yönündeki istemin de belediyece yerine getirilmediğini, idarenin taşınmaz üzerine sağlık tesisi yapma amacının olmadığını, davanın belediyeye karşı açılması gerektiğini, bedelin fazla olduğunu ve emsal incelemesinin doğru yapılmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza fiilen el atmanın olmadığı tespit edilmiş ise de; uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek l1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle de dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargı görevli olduğu, ayrıca her ne kadar davalı idare kamulaştırma sorumluluğunun kendisine ait olmadığını ileri sürmüşse de, Mekansal Plan Yapım Yönetmeliğindeki düzenlemeye göre özetle; o bölgede yaşayan insanların sayısı ve nitelikleri göz önüne alınarak okul, sağlık tesisi, ... alan vs. gibi yerlerin planlanmasının belediyelere ait olduğu ve bu şekilde yapılan planlamanın değiştirilmesi ise ancak konum, yüz ölçümü ve ulaşım olanakları benzer olan başka bir taşınmazın bu amaca uygun olarak planlanması halinde mümkün olabileceği, başka bir ifade ile ilgili idarenin, taşınmaza ihtiyaçlarının olmadığı yönündeki beyanı ile bu şekilde kamuya özgülenen bir taşınmazın bu niteliğini değiştirilemeyeceği göz önüne alındığında, yukarıda belirtilen yasal düzenleme doğrultusunda sorumlu idare, taşınmazı bu şekilde planlayan belediye değil, planlama amacına uygun şekilde kamulaştırmadan sorumlu olan kamu idaresi olduğundan davalı idarenin bu yöndeki istinaf itirazlarına itibar edilmemiş, ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesinin aksi yöndeki içtihadının 26.11.2022 tarihinde yürürlüğe giren kanun ile açık bir şekilde adli yargıyı görevli saydığından, geçerliliğinin kalmadığı, dava konusu taşınmaz imar planında 1986 yılından beri “Sağlık Tesisi” olarak ayrıldığından kamulaştırma sorumluluğunun Sağlık Bakanlığında olduğu, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılıp, dava konusu taşınmaz ile emsalin vergi rayiç değerleri de kıyaslanmak suretiyle dava tarihi itibarıyla arsa değerinin tespit edilmesinde ve bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediği ancak davalı bakanlığın tüzelkişiliği olmadığından bedeline hükmedilen taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, davalı idare adına tapuya tesciline hükmedilmesi doğru görülmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 1 inci maddesi: “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve 2016/181 Esas, 2018/111 karar sayılı kararı ile)”
3. 26.11.2020 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle: "Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür."
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuki Danışmanlık ve İletişim
Taşınmazınızın imar kısıtlılığı, fiili veya hukuki el atma davaları ve kamulaştırma bedelinin tespiti hakkında bilgi almak için kamulaştırma rehberi sayfamızı inceleyebilir, dava süreçleri için uzman ekibimizle görüşebilirsiniz.
Kamulaştırma Hukuk Bürosu – Av. İbrahim Çınar
Yurt dışında ikamet eden vatandaşlarımızın Türkiye’deki taşınmazlarına ilişkin kamulaştırma bedel tespiti, acele kamulaştırma, tebligat takibi, emsal değer itirazları ve kamulaştırmasız el atma davalarında Türkiye’ye gelmenize gerek kalmaksızın konsolosluk vekâletiyle sürecinizi yönetiyoruz. Hak kaybı yaşamamak ve taşınmazınızın gerçek değerini tahsil etmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.